İYİ Rakı nasıl içilir? / 202 Bin Kesintiye devam

Zonguldak’ta,

Cebinde para olmayıp,

Ona,

Buna,

Para aldı muamelesi çekenler,

Kendilerine dönüp bakmazken,

Boş ceplerinin acısını,

Partide,

Ve,

İl başkanlığı makamında çıkarıyormuş!

İl Başkanının masasında,

Çilingir sofraları kuruluyormuş!

Haliyle,

Sarhoş kafa ile,

Parti de,

Bu kadar yönetiliyor.

Kafaları o kadar güzel ki,

Hoşlarına gitmeyen,

Bir siyaset,

Ya da haber gördüğünde,

Hemen “Para aldılar” veya “Para vermediler” diyorlar.

Hani derler ya,

“Kişi kendinden bilirmiş işi”…

Partiye tuvalet kağıdı alamayanlar,

Her dönem,

İkinci planda kalmayı tercih edip,

Yeni bir ‘Kaz’ bulma konusunda,

Gayet ustalar.

Parti kurulurken,

Bir tane ‘kaz’ bulup,

Yoldular…

Vekil listesi yaparken,

Bir tane,

Hem de Masonundan,

‘Kaz’ bulup, yoldular.

Şimdi,

Bir tane daha arıyorlar.

Hatta buldular da…

Her kaz buluşlarında,

Bir tane de ‘Kıl, tüy’ meraklısı,

Bir gazeteci de buluyorlar.

Ne diyelim?

Allah hepinizi ıslah etsin.

‘Para’ ve ‘Kaz’ siyasetiniz artık kabak tadı vermeye başladı.

Çilingir sofrasını da,

Gidin başka yerde kurun.

Kiri veremediğiniz yerde,

Durmanızın da bir anlamı yok!

*             *             *             *             *             *

202 BİN KESİNTİSİNE DEVAM!

Şimdi ben yazınca,

İl Genel Meclisi üyelerimiz,

Bana tavır alıyor.

Yahu beni arıyorlar,

Kesinti yapılmayacak diyorlar,

Sonra,

Araştırayım ben yine de diyorum.

Bir bakıyorum,

Meclis üyelerimizin,

Temmuz ayı ücretlerinde de,

Kesintiye gidilmiş.

Sonra bir de,

Beni dava edeceklerini söylüyorlar.

Ne diyelim o zaman?

Hani kesildi de,

Kesilmiyor desek,

Hoşunuza mı gidecek?

Vekili gidiyorsunuz,

O da çözemiyor bu işi.

Bakalım neler olacak?

*             *             *             *             *             *            

Hayat

Hintli bir yaşlı usta, çırağının sürekli her şeyden şikayet etmesinden bıkmıştı. Bir gün çırağını tuz almaya gönderdi. Hayatındaki her şeyden mutsuz olan çırak döndüğünde, yaşlı usta ona, bir avuç tuzu, bir bardak suya atıp içmesini söyledi. Çırak, yaşlı adamın söylediğini yaptı ama içer içmez ağzındakileri tükürmeye başladı. “Tadı nasıl?" diye soran yaşlı adama öfkeyle "acı" diye cevap verdi. Usta kıkırdayarak, çırağını kolundan tuttu ve dışarı çıkardı. Az ilerdeki gölün kıyısına götürdü ve çırağına bu kez de bir avuç tuzu göle atıp, gölden su içmesini söyledi. Söyleneni yapan çırak, ağzının kenarlarından akan suyu koluyla silerken aynı soruyu sordu:

"Tadı nasıl?"

"Ferahlatıcı" diye cevap verdi genç çırak.

"Tuzun tadını aldın mı?" diye sordu yaşlı adam,

"Hayır" diye cevapladı çırağı.

Bunun üzerine yaşlı adam, suyun yanına diz çökmüş olan çırağının yanına oturdu ve söyle dedi:

"Yaşamdaki ıstıraplar tuz gibidir, ne azdır, ne de çok. Istırabın miktarı hep aynıdır. Ancak bu ıstırabın acılığı, neyin içine konulduğuna bağlıdır. Istırabın olduğunda yapman gereken tek şey, ıstırap veren şeyle ilgili hislerini genişletmektir. Onun için sen de artık bardak olmayı bırak, göl olmaya çalış."

Okunma Sayısı: 1965
YORUM EKLE
YORUMLAR
Senol
Senol - 5 gün Önce

Sana ne lan milletin ickisinden dallama

banner5

banner4