Ereğli'de '1 Mayıs' kutlandı

Ereğli'de '1 Mayıs' kutlandı

Ereğli'de '1 Mayıs' kutlandı

Atatürk Anıtı önünde CHP ilçe Başkanlığı ve KESK tarafından birlikte düzenlenen 1 Mayıs kutlamasında, halay çekildi coşku paylaşıldı.

1 Mayıs İşçi ve Emekçi Bayramı kutlanıyor. Kdz. Ereğli’de de Zonguldak’taki 1 Mayıs kutlamalarına katılacak olanlar saat 10.00’da Atatürk Anıtı önünde buluştular ve görüşlerini ifade eden açıklamayı okuduktan sonra da halay çektiler.

“Emeğe kölelik dayatan düzene karşı alanlardayız ve biliyoruz ki sonsuz güzelleşecek dünya biz kurduğumuz zaman!” başlıklı  açıklamada,  “dünyanın dört bir yanında ekmek ve hürriyet kavgası verenlere, selam olsun umudunu yitirmeyenlere, selam olsun karanlığa karşı aydınlığı, sermayeye karşı emeği savunanlara… 2019 1 mayısında yine alanlardayız ve yürüyoruz inancını hiç tüketmediğimiz emeğin iktidar olacağı güzel günlere….” Sözleri şöyle devam etti: 77 mayısında ve haziran direnişinde yitirdiklerimiz başta olmak üzere emek mücadelesinde yıldızlara yoldaşlık eden tüm kardeşlerimizin anısına sizleri 1 dakikalık saygı duruşuna davet ediyorum. Ölenler döğüşerek öldüler/ Güneşe gömüldüler/ Vaktimiz yok onların matemini tutmaya/ Akın var akın güneşe akın/ Güneşi zapt edeceğiz/ Güneşin zaptı yakın.

ÇOCUKLARIN SESİNE SES VERELİM 
Çocuklara yönelik cinsel istismar haberleri günden güne artıyor. Acımız da, öfkemiz de, isyanımız da sonsuz! Ensar vakfında yaşanan istismarı aklayanlar, Ensar’ı koruyanlar, failleri serbest bırakanlar, istismarcıları aklayan yasa hazırlığı yapanlar, istismarcılara iyi hal uygulayanlar, toplumsal cinsiyet eşitliğini sapkınlık ilan edenler , karma eğitimi kaldıranlar yaşadığımız bu karanlığın sorumlularıdır. Bu karanlığı aydınlatmak için dayanışmayı, mücadeleyi büyütüyoruz. Sadece istismarcıya değil, istismara neden olan koşullara, istismarı meşrulaştıranlara, istismarcıları koruyanlara karşı da mücadeleyi yükseltiyoruz. Çocuklarımızın geleceğini Ensar’ın karanlığına bırakmamak için birlikte mücadele edelim. 
ÇOCUK İŞÇİLİĞİNE HAYIR! 
İş garantili meslek çağrısıyla tobb ile protokol yapan meb öğrencilerimizi “eleman” diye tanımlıyor, çocuk işçiliği yaygınlaştırıyor. Çocuk işçiliği insan hakkı sorunudur. Emek sömürüsünün en vahşi biçimidir.  Öğrencilerimiz, çocuklarımız ucuz iş gücü değildir, bugünümüz ve geleceğimizdir.

İŞ CİNAYETLERİNE HAYIR!
 Türkiye, iş kazası neticesi işçi ölümleri, meslek hastalığı sonucu yaşanan ölümler ve iş yerinde baskı ortamından kaynaklı işçi intiharları göz önüne alındığında dünya genelinde üçüncü , AB Ülkeleri arasında 1. Sırada yer alıyor. Denetimsiz büyüyen, sendikasız ve örgütsüz olan sektörlerde iş cinayetleri artarak devam ediyor. Ekonomik sıkıntılar baş gösterdikçe, işvereni kar hırsı bürüdükçe, işçi sağlığı ve güvenliği askıya alındıkça artmaya da devam edecektir. 
SUÇ VE SORUMLULUK İKTİDARINDIR! 
Bütün suç ve sorumluluk emekten yana tavır almayan, kapitalist sistemin yürütücüsü, sermayedarların karına kar katmak için işçi sağlığını ve güvenliğini önemsemeyen, sendikalaşmanın önünü tıkayan, iş cinayetlerine fıtrat ve kader diyen iktidarındır. Çözüm örgütlü mücadeledir. Kayıt dışı istihdamdan kayıt içi istihdama geçilmeli ve sendikal örgütlenmeyle güçlü bir mücadele hattı örülmelidir.
MESLEĞİMİZE, HAKLARIMIZA SAHİP ÇIKIYORUZ!  
“Öğretmenlik Meslek Kanunu” ile öğretmenler güvencesiz, performansa dayalı, esnek çalışma koşullarına hapsedilmek isteniyor. Kanun tasarısının meslekten çıkarma madde ile iş güvencemiz ortadan kalkmış olacak. “Fedakarlık” adı altında her türlü angarya çalışmayı, ders saati dışı faaliyetleri dayatan haftalık ders yükünü artıran madde ile ek ders ücretinin kaldırılması planlanıyor. Mühendis  olan TED yönetim kurulu başkanı ve siyasi parti ile el ele veren MEB aslında siyasi iktidara tabi öğretmen profili oluşturmaya çalışıyor. Eğitimde ticarileşmenin hızını arttırıp, okulları şirketleştiriyor. Eğitimde ticarileşmeye , müfredatın bilimsellikten uzaklaşarak dinselleşmesine, cinsiyetçi politikalara, yönetimdeki kadrolaşmaya, esnek ve güvencesiz çalışma koşullarına karşı mücadelemizi büyütüyoruz. 
GERÇEK TOPLU SÖZLEŞMEYİ GERÇEK SENDİKA YAPAR! 
Türkiye’de kamu emekçilerinin grevli-toplu sözleşmeli sendika hakkı, siyasi iktidar tarafından yıllardır yok sayılıyor. Toplu sözleşme görüşmeleri okulların ve üniversitelerin tatil olduğu, kamu emekçilerinin büyük bir bölümünün yıllık izinde olduğu Ağustos ayı içinde yapılıyor. Bu durum iktidarın toplu sözleşme sürecini kamu emekçilerinin aleyhine kullanmasına, emekçilerin ekonomik kayıplarının karşılanmamasına, ekonomik, özlük ve demokratik taleplerinin dikkate alınmamasına neden oluyor. Eğitim emekçileri olarak; 3600 ek gösterge uygulamasının hayata geçirilmesi, adil bir vergi sisteminin oluşturulması, sözleşmeli, ücretli öğretmenlik uygulamasına son verilmesi gibi çok temel toplu sözleşme taleplerimizin karşılanmasını bekliyoruz. Kamu emekçilerinin grevli toplu sözleşme hakkı önündeki yasal ve fiili engeller kaldırılmalı, özgür bir toplu sözleşme düzeni yaratılmalıdır. Toplu sözleşme görüşmeleri Ekim ayında yapılmalıdır. Toplu sözleşme süreci işçiler için de çok vahimdir. İşçilerin yüzde 90’ı sendikasız, yüzde 93’ü ise toplu sözleşme kapsamı dışında çalışıyor. 16 milyon 254 bin işçinin sadece 1 milyon 132 bini toplu iş sözleşmesi kapsamındadır. Toplu sözleşme süreci, hem kamu emekçileri hem de işçiler için, başta ekonomik sorunlarımız olmak üzere, çalışma ve yaşam koşullarımızı belirlenmesi ve geleceğimizi yakından ilgilendirmesi açısından çok önemlidir. Bu yüzden gerçek bir toplu sözleşme istiyoruz! 
KIDEM TAZMİNATI KIRMIZI ÇİZGİMİZDİR! 
Kıdem tazminatı reformunun gerçekleştirilmesi ve kıdem tazminatı ile bireysel emeklilik sisteminin entegre edilmesi planlanıyor. Kıdem tazminatının fona devri, kıdem tazminatı miktarını düşürecek ve işçilerin önemli bir güvence dayanağını ortadan kaldıracaktır. Kıdem tazminatının fona devri tartışılamaz ve kabul edilemez. BES’in zorunlun olması ücretler üzerinde yeni bir yük demektir. Zorunlu BES düşük ve orta gelirli çalışanlarda gelir kaybı demektir. Bakan Albayrak’ın “emeklilerin geçim kaygısı olmayacak” diye sunduğu zorunlu BES, işçilerin gelirlerinin tırpalanması, geçim sorunun büyümesi demektir. Emekli aylıklarını insanca yaşayacak seviyeye yükseltmek devletin görevidir. Kıdem tazminatlarımızın işverenleri ve bankaları fonlamak için kullanılması, krizde kaynakların yüzde 99’un haklarının gasp edilerek yüzde 1’e kaynak aktarılması kabul edilemez.
KRİZ, MİLYONLARCA YOKSUL- EMEKÇİ İÇİN ÜLKENİN GİDEREK YAŞANAMAZ HALE GELMESİDİR! 
Enflasyondan işsizliğe, yoksulluğa, ekonomik durgunluğa kadar hayatımızı her alanda kabusa çeviren kapsamlı bir ekonomik krizle karşı karşıyayız. İktidarın sözcüleri ısrarla “kriz” sözcüğünü kullanmaktan kaçınsa da, bizler için krizin anlamı, birbiri ardına kapanan dükkanlar, pazarda markette sürekli yapılan zamlardır, kabaran elektrik-doğal gaz faturaları, ödenemeyen borçlardır, evlere gelen hacizledir, çalışma saatlerinin uzaması, işten atılmalar, iş cinayetleridir. 
EKONOMİK KRİZİN FATURASINI HALKA ÖDETMEYE ÇALIŞIYORLAR! 
Aslında bugün temel mesele krizin faturasını kimin ödeyeceğidir. Sendikal örgütlenmenin engellendiği, on binlerce kamu emekçisinin ihraç edildiği, grevlerin yasaklandığı, hak aramanın bastırıldığı bir ortamda elde ettikleri yüksek kar oranlarını hiç kimseyle paylaşmayanlar, bugün zararlarını borçlarını halkın sırtına yüklemeye çalışmaktadır. “Nimete” kimseyi ortak etmeyen patronlar, külfeti yüzde 99’un üzerine yıkmaya çalışıyor. 
KRİZİN FATURASINI KRİZİ YARATANALR ÖDESİN!
 Ülkeyi büyük bir yıkımın eşiğine getiren politikaları yıllardır kim hayata geçirdiyse, emeğin en temel haklarını kim gasp ettiyse,  özelleştirmelerle, yerli tarımı bitiren politikalarla, ülkeyi kim ithalata mahkum ettiyse , ülke kaynaklarını kim betona gömdüyse, örtülü ödenek ve kanun dışı kaynak kullanarak savaş politikalarına kim devasa bütçe ayırdıysa krizin siyasi sorumlusu da onlardır. Faturayı da onlar ödesin. Bugün önümüzdeki yol çok açık. İş güvencemiz başta olmak üzere temel taleplerimize birlikte sahip çıkıp emeğin birleşik gücünün zaferlerine bir yenisini ekleyip hep birlikte kazanacağız. Biz karanlığın zifiriye döndüğü zamanlarda bile yarına dair umudumuzu hiç yitirmedik. Bugünden yarına umut biriktirmeye devam ettik. Emeğin sömürülmediği, herkesin güvenceli, insanca çalıştığı bir işinin olduğu,  Krizin faturasının emekçilere yıkılmadığı, Kimsenin cinsiyetinden, kimliğinden, inancından dolayı ötekileştirilmediği, Sendikal hak ve özgürlüklerin, hak arama yollarının önünün açıldığı, grevlerin yasaklanmadığı, Düşünmenin, düşünceyi ifade etmenin cezalandırılmadığı, Emeğin, eşitliğin, özgürlüğün, demokrasinin, barışın, laikliğin hakim olduğu BİR DÜNYA VE ÜLKE İSTİYORUZ!


Haber Merkezi

Güncelleme Tarihi: 01 Mayıs 2019, 18:48
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER