YOL GÖSTERİN HELE

Toplumun bireylerine sorsak;
Medya demokrasinin dördüncü gücü…
Yasamayı haberleştiren, yürütmeyi takip eden,
Yargının işleyişinin en sağlıklı biçimde gerçekleşebilmesi için o yargıya elinden gelen desteği sunan önemli bir güç…
*
Dünya toplumlarının ve medenî milletlerin tartışma konuları arasından çıkardığı “düşünce özgürlüğü”nün en önemli teminatı diğer yandan medya…
Öyle ya!
Düşünen insanların bir araya gelerek bir anlamda kamu hizmeti vermeye gayret ettikleri bir sektör.
*
Ekonomik sistemin yarattığı zorluklardan en fazla etkilenen sektörlerden biri olarak,
Yeri geldiğinde basacak kağıt, yeri geldiğinde o kağıda dökecek mürekkep bulamayan basın,
Son zamanlarda internet haberciliğine yöneldi.
Allah biliyor; bu mesleğin alaylısı olarak yetişen meslektaşlarımızın gönüllerinde internet haberciliği hiçbir zaman matbaa gazeteciliğinin yerini almadı.
Sosyal medya yayıncılığı da, yerel televizyon ve radyo yapımcılığının yanına bile yaklaşamadı.
Çare yoktu lakin.
90’lı yılların ilk yarısında açılan yerel televizyon kuruluşlarının bir bir kapanması,
Habercilikte en önemli noktalar olan radyoların, habercilikten kopup zaman içinde müzik kanalları haline gelmesi,
Belki de siyasî otoritenin isteği doğrultusunda hayat bulan bir gelişmeydi.
*
Düşünce özgürlüğünü bir kenara bırakıp, düşünmesi yasaklanan bir teba olmayı kabullenmeye çalışan toplumumuz, esasen kendi dertlerinden sıyrılıp medyanın kıskaca aldığı bu sorunları görmezden geldi.
Ne yapsın ki?
Yine de ortaya konmaya çalışılan ürünleri takip ederek en azından manevi yönden göstermesi gereken saygıda geri kalmamaya çalıştı.
*
Elinizde varakasını tuttuğunuz Gündem Gazetesi’nde bile,
Perde arkasında kalan,
Emeklerini çıplak gözle göremediğiniz nice insanlar var.
Bu gazeteye bir yandan hayat verip bir yandan nafakasını temin etmeye çalışan…
Dahası,
Bu gazete okunsun, diye ortaya koydukları sermayeyi başka mecralarda değerlendirmeye çalışsalar, en azından paralarına para katabilecek insanlar…
Allah hepsinden razı olsun.
Bu aileler sayesinde belki de basın sektörü nefes almaya devam ediyor.
Lakin…
Yazık değil mi?
*
Bu gazeteler, sanki ofislerinde malzeme satıyormuş gibi en fazla vergi ödemek zorunda kalan sektörler arasında.
50 liralık bir ilanınız olsa yayınlayacak,
Bunun bile yüzde 18’ini KDV olarak devlete veriyorsunuz.
Gelir verginiz, stopajınız, damga verginiz cabası…
Bu yayınlar elinize ulaşabilsin, diye ödediğiniz elektrik faturaları, kira bedelleri, SGK primleri…
Sonuç…?
Sonuç şu ki, devlet hala, nasıl daha fazla kazanabilirim mantığından hareketle üzerine gitmeyi düşündüğü kuruluşlar arasında medyayı sürekli ilk sıralara koyuyor.
*
Gündem Gazetesi olarak,
Kamu hizmeti verebilmek adına, herhangi bir olayın, gelişmenin ya da açıklamanın video görselini hazırlayıp okurlarımızla paylaşabilmenin de bir bedeli olacakmış bundan sonra…
Resmî Gazete’de yayımlanan torba yasa tasarısında bu konu da var.
Artık basın kuruluşları,
Video paylaşabilmek, o videoları canlı yayında okurlarına sunabilmek için lisans almak zorundalarmış RTÜK’ten.
Bunun bedeli neymiş peki?
Yıllık 100 bin Türk Lirası…
*
Ben bilgiyi vereyim de doğru yorumu siz yapın.
Siz okursunuz.
Bu sektörün gerçek sahiplerisiniz.
Deyiverin hele biz nereye gidiyoruz?
Sizlere bir olayın kanıtını, bilgisini, belgesini nasıl sunabileceğiz?
Yol gösterin hele!

Okunma Sayısı: 692
YORUM EKLE